YILMAZ ZENGER KOLEKSİYONU

Tasarımcı ve sanatçı Yılmaz Zenger 2018 yılında vefat ettiğinde, ağırlıklı olarak kompozit malzemeyle (fiberglas) üretim yaptığı fabrikası hala çalışır durumdaydı. Fabrikanın girişi, Zenger’in farklı dönemlere ait üretimlerinin bir araya geldiği adeta bir gösterim mekanını andırıyordu: bir çocuk oyun ünitesi, yumurta biçimli mobil ofis tasarımları, rengarenk mobilyalar, prototipler, metal ürünler ve aydınlatma elemanları. Giriş katının bir bölümünde ise eski daktilo, projektör, projeksiyon ve fotoğraf makineleri gibi, sanatçının ilgi alanlarına işaret eden ekipmanlar yer alıyordu. Esas üretim alanı ve boyahane alt kattaydı; atölyenin asıl üretim pratiği burada sürüyordu. Fabrikanın düz teras çatısı ise artık kapalı mekana sığmayan, farklı dönemlere ait üretimlerin kalıplarıyla doluydu. Kırk yıllık ustabaşı Fikret Kaymakçı, atölyede üretilen son eser üzerinde çalışmayı sürdürüyordu.

Yılmaz Zenger’in vefatından kısa bir süre sonra fabrika boşaltıldı ve içeride bulunan üretimler bir depoya taşındı. Bu süreçte eserlerin bir bölümü satılmış olsa da önemli bir kısmı depoda korunmaya devam etti. Memorial Hastanesi, tam da bu aşamada devreye girerek Zenger’in günümüze ulaşan eserlerinin önemli bir bölümünü Memorial Sanat bünyesine kattı. Bu eserler, Yılmaz Zenger Koleksiyonu adıyla, 2025 yılının sonlarında açılan Göztepe Memorial Hastanesi’nde sergilenmeye başladı.

Eserlerin koleksiyona dahil edilmesi ile sergilenmesi arasında geçen süreçte, Pelin Derviş danışmanlığında kapsamlı bir kataloglama çalışması yürütüldü; eserlerin temizlik, onarım ve restorasyon süreçleri tamamlandı. Uzun soluklu küratöryal çalışmanın ardından koleksiyon, hastane bahçesinden başlayarak yapının farklı ortak kullanım alanlarına yayılan bir yerleştirme kurgusuyla izleyiciyle buluşturuldu.

286 parçadan oluşan Yılmaz Zenger Koleksiyonu’nda 94 heykel, 41 mobilya, 32 aydınlatma elemanı ve 16 dekoratif obje yer alıyor. Eserlerin önemli bir bölümü, esnek biçimlenmelere olanak tanıyan kompozit malzemeyle üretilmiş. Koleksiyonda bunlara ek olarak 103 resim bulunuyor. Resimlerin küçük bir bölümü kompozit malzemeden üretilirken, bir kısmı tuval üzerine boya, diğerleri ise tuval ya da bez üzerine baskı teknikleriyle gerçekleştirilmiş.

YILMAZ ZENGER KOLEKSİYONU
Fotoğraf: Egemen Karakaya

Serginin yerleştirmesi, Zenger’in üretiminde öne çıkan düşünsel izlekler doğrultusunda kurgulandı. Sanatçının tasarımlarında sıklıkla başvurduğu Möbius bandından hareketle üretilmiş heykeller ve desenler, serginin temel bileşenlerinden birini oluşturuyor. Bunun yanı sıra sergi, Zenger’in farklı dönemlerde yoğunlaştığı çeşitli temaları bir araya getiriyor.

YILMAZ ZENGER KOLEKSİYONU
Fotoğraf: Egemen Karakaya

Yılmaz Zenger’in üretimi çoğu zaman tekil bir nesne olarak var olmakla yetinmez; bir heykel fotoğrafa, bir fotoğraf resme dönüşerek farklı mecralarda yeniden hayat bulur. Her yeni karşılaşmada yapıt hem fiziksel hem de anlamsal düzlemde dönüşüme uğrar. Bu yönüyle Zenger’in üretim pratiği, sabit bir formdan çok süreklilik gösteren bir düşünce alanı olarak okunabilir.

Bir mimar olarak Zenger’in üretiminde kent düşüncesi merkezi bir yer tutar. Kadın Kent dizisinde sanatçı, 21. yüzyılın ikinci yarısında varlığını sürdürecek iki karşıt dünya tahayyülü üzerinde yoğunlaşır. Bu dünyalar ya geçmişin birikmiş hatalarının sonucu olarak ortaya çıkar ya da bu hatalarla yüzleşme ve hesaplaşma olasılığını temsil eder.

İstanbul’un Kültürel Katmanları adlı çalışma, Zenger’in ifadesiyle, “birinde sonlanıp diğerinde başlayan ve her biri iki ayrı bedene ait, birbirinin tersyüz edilmişi olan yüzeylerle” tanımlanır. Altı katman ve kırk parçadan oluşan eser, sanatçının resimleri aracılığıyla kent içinde bir yolculuğa dönüşür; izleyici, İstanbul’un tanıdık mekanlarıyla bu parçalar arasında yeniden karşılaşır.

1990’lı yıllarda Park Otel’in inşası sırasında meydana gelen bir kazada, Zenger’in Gümüşsuyu’ndaki ofisinde bulunan ve tüm arşivini barındıran oda betonla dolmuş, sanatçının görsel belleğinin önemli bir bölümü geri dönülmez biçimde kaybolmuştur. Bu kayıptan geriye yalnızca bazı kontakt baskılar kalır. Söz konusu baskılar, Zenger’in doktora çalışması kapsamında 1950’lerde Eyüp’te çektiği fotoğraflara aittir. Sanatçı, yıllar sonra bu küçük fotografik baskılardan hareketle Eyüp imgelerini bu kez dijital ortamda yeniden üretmiş; geçmişe ait görsel hafızayı farklı bir teknik ve zamansallık içinde yeniden dolaşıma sokmuştur.

Danışman ve küratör Pelin Derviş
Sergi koordinasyonu Memorial Proje Yönetimi
Grafik tasarım Dilara Sezgin, Kenan Yiğit
Resim restorasyonu Yusuf İyilik Atölyesi
Üç boyutlu eserlerin restorasyonu Fikret Kaymakçı
Fotoğraflar: Egemen Karakaya
Başa Dön